Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
03 Village Attack.mp3 - James Newton Howard

Abdullah Arıs

Abdullah Arıs'ın gündeme dair edebiyat, sosyoloji, tarih ve politikbilim yazıları...

Mayıs 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Mayıs 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

TRT'ye neler oluyor!!....

4DZ_963

trt  
TRT, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapabilecek.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen TRT Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6. maddesi üzerinde verilen önergeyle, maddenin başlığı ''TBMM ve açıköğretim yayınları ile eğitim ve öğretim amaçlı yayınlar ve diğer yayınlar'' şeklinde değiştirildi. Önergeyle, TRT'nin, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapmasına imkan tanındı.(HABER)
Ulus devleti, bir yıpratma projesi daha.Daha geçen günlerde Babacan, AP'nda ilginç bir çıkış yapmıştı.Şimdi de devlet kanalında kürtçe yayın.Olacak şey değil!!.Kürtçe yayının olmaması kimsenin özgürlüğünü kısıtlamaz, aksi takdirde bu ülkenin bütünlüğünü güçlendirir.Çünkü ulus devletleri ayakta tutan tek millet, tek bayrak, tek dil kavramıdır..Olayın başka taraflara çekilmemesi için şunu söylemek istiyorum bu dediklerim kürt kökenli vatandaşlarımızın, kürtçe konuşamayacağı anlamına gelmemektedir.Gelelim Günümüz türkçesine, zaten yıpranmış durumdadır.İngilizce karşısında yeterince güçlü duramamıştır.En basit örnek olarak, sokağa çıkmamız ve etraftaki levhalara bakmamız yeterlidir.Devlet kanalında kürtçe yayın demek, gelecekte ermenice, abazca daha aklınıza ne gelirse, onun yayını yapılır anlamına gelmektedir.Çok tehlikeli bir sürece girmiş durumdayız.Sözlerimi bitirirken Fransa'nın dil konusunda aldığı hukuksal önlemlerin bazılarını yayınlamak istiyorum. 1. Anayasa’da Cumhuriyet’in dili olarak kabul edilmiş olan Fransız dili Fransa’nın kimliğini ve ata mirasını belirten en önemli unsurdur.

2. Eğitim, çalışma, kamusal ilişkiler ve hizmetler için kullanılacak dil Fransızca’dır.

3. Bir malın, ürünün ya da hizmetin adında, sunuluşunda, tanıtılmasında, kullanma ya da yararlanma kitapçığında...Fransız dilinin kullanılması zorunludur.

4. Yazılı, sözlü ya da görsel ve işitsel her türlü reklam ve tanıtım için de aynı hükümler uygulanır. Kamu hukuku tüzel kişilerinin veya kamu hizmeti gören özel kişilerin taraf olduğu sözleşmeler, konu ve biçimleri ne olursa olsun Fransızca yazılır. Bu sözleşmelerde, eğer aynı anlamda Fransızca karşılığı bulunuyorsa yabancı dilde bir deyime ya da kelimeye yer verilmez.

İstanbul fethinin 555'inci yılı hepimize kutlu olsun

300px-Zonaro_GatesofConstistanbulun_fethi adsız

ABD ile F-35 Krizi

214057 Türkiye’nin alacağı 100 adet F-35'in, yazılım kodlarının olmadığı iddiası Ankara’yı karıştırmış.Burda bu haberin doğruluğuna inanmak, bu ülkeyi yönetenlerin, düşünebilme ve ileriyi görebilme gücüne sahip olmadığına inanmak demektir.Amerika uçaklara ait yazılım kodlarını vermiyor; buna karşın biz kodları elimizde olmayan F-35'lere(100 tane) 10 milyar dolar civarı para ödeyecez.Bu siyasi hamlenin adını siz koyun.Kodların olmaması, bizim savaş esnasında Amerika'nın sınırladığı şekilde çarpışmamız demektir.Mesela Yunanistan veya PKK karşı bu uçaklar etkisiz olabilir.Bu konuya ilişkin Elekdağ, Falkland Savaşı’ndan örnek verdi:
“Falkland Savaşı'nın başında Arjantin füzeleriyle İngiliz uçakları peş peşe düşüyordu. Savaş boyunca İngilizler 34 uçak kaybettiler. Çünkü İngiliz avcı uçaklarının radar ikaz almaçları sadece Sovyet bloku ülkelerinin füzelerini düşman olarak algılıyordu. İngiliz uçaklarının yazılım kodları da buna göre ayarlanmıştı.

Mağdur Babacan Avrupa Parlamentosu'nda

hgfrrrrrr

Dışişleri Bakanı Babacan, Avrupa Parlamentosu'nda konuşma yapacağı salonda İnterpol tarafından aranan Gülabi Dere'nin bulunması üzerine tavır koydu AB geri adım attı. Babacan'dan AB'ye PKK'lı resti. Bu başlıkları görünce çok şaşırdım; yahu ne resti ne AB geri adım atması, adamlar pkklıyı getirmiş özellikle tabi, dalga geçer gibi bizim karşımıza koymuşlar.Hala avrupadan medet ummaya devam ettiğimiz gibi , bu olaydan bile kendimizi övecek birşeyler buluyoruz.Bir ilginç nokta da böyle bir sorunla karşılaşıp gerekli tepkiyi veremeyen Babacan'nın şu sözleridir."Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor".Yani bize biraz daha baskı yapın, ülkeyi iyice gerin, yeterince belli olmadı azınlıklık hakları, dini özgürlükler. İşte bir Türk bakanın düştüğü hale bakın. Kimi kime ne hakla şikayet ediyor!!?

Çağdaş Türkiye

2626262 Damat, evlendiği günün gecesinde "kız bozuk çıktı" diye hem karısı, hem kendisini vurdu. Ancak kurşunu yutmasına rağmen durumu iyi olan gelin "Hafızım ve bakireyim. İstediğiniz yere muayene ettirin" dedi... (haber).Gerçekten çok üzücü.2008 yılındayız, ama hala bu tür olaylar devam etmekte.Bazı konularda toplum olarak bilinçlenmemiz gerekiyor.Bu çağdışı hareketten, herkes dersini almak zorunda diyorum ama yarın bir gün gene aynı şeyler mutlaka olacak.Çünkü eğitim konusunda bu insanlarda eksiklik var.Töre, namus için bukadar kolay cana kıyamaz insan, buna ne İslamımız  izin verir ne de hukuk kurallarımız.

Güney AMerika (UNASUR) ANTlaşması

7 12 Güney Amerika lideri, Avrupa Birliği ve Amerika’ya alternatif olarak  görülen savunma ve ticari birliği amaçlayan bölgesel UNASUR anlaşmasına imza attı. Brezilya’nın ev sahipliği yaptığı zirveye katılan Latin Amerika devlet başkanları, Güney Amerika Ülkeleri Birliği’ni (UNASUR) kuran anlaşmayı imzaladı. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, zirvede yaptığı konuşmada, Avrupa Birliğinin bölgesel versiyonu olarak yorumlanan UNASUR’u selamlayarak, diğer Latin Amerika ve Karayip ülkelerini de bu girişime katılmaya davet etti.(HABER) Globalleşme, dünyada birçok ekonomik, finansal, politik, ulusal güvenlik, çevresel, sosyal, kültürel ve ulusal eyaletler arası teknolojik bağlantılar, piyasalar ve bireyler yoluyla kıtalararası mesafeleri birbirine bağlayan bir ağ olarak tanımlanmaktadır.Günümüzde hızlı bir şekilde Globalleşmenin devam etmesi ve tek süper güç yada denge ülke olarak Amerika’nın olması ülkeleri birleşmeye daha doğrusu kutuplaşmaya itiyor. Güney Amerika’da, ABD’ye karşı büyük bir mücadelenin  bu antlaşmayla, devam ettiğini görüyoruz.Diğer bir yandan da,  Rusya- Çin yakınlaşması bu gibi kutuplaşmanın bir örneğidir.

UNUTULANLAR.....TEŞKİLAT - MAHSUSA' NIN NAMLUSU : KUŞÇUBAŞI EŞREF ( SENCER )

tarih371 F088B22AB379B742B0C51E7Fr

Nam-ı diğer Kuşçubaşı Eşref.

Kafkas kökenli Türk istihbaratçı, gerilla savaşçısı.

Sultan Abdüllaziz'in kuşçubaşısı Çerkes Mustafa Nuri Bey'in oğludur.

Harb okulunun son sınıfında iken Jön Türkler'le ilişkisi yüzünden 2. Abdülhamit tarafından Hicaz'a sürgün gönderilmiştir. Sürgünde bulunduğu zindandan kaçıp, 2. Abdülhamit'in baş yaverinin oğlunu üç tabur korumanın arasından kaçırmayı başarmıştır. Arabistan'da 2. Abdülhamit'e karşı giriştiği isyan hareketi sırasında tüm Arabistan'ı dolaşmış, yerel şeyhlerle dostluk kurmuştur. Her an her yerde ortaya çıkabildiği için kendisine 'şeyh-it tuyyur' -uçan şeyh- denilmiştir.
II. Abdülhamit meşrutiyeti ilan etmek zorunda bırakılıp, aralarında Kuşçubaşı'nın da bulunduğu pek çok kişiye af çıkarmasıyla birlikte isyanına son vermiştir. İsyan sırasında etrafına topladığı kendisine bağlı silah arkadaşlarıyla beraber, kurulan Teşkilat-ı Mahsusa adlı istihbarat örgütüne katılmışlardır.
1911 yılında
Trablusgarb 'ta Enver bey ile birlikte direniş hareketlerini örgütlemiş, 1912 yılında 2. Balkan Savaşı sırasında Enver Bey, kardeşi Sami Kuşçubaşı, Cihangiroğlu İbrahim ve Süleyman Askeri ile birlikte Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu ve Edirne'nin kurtarılmasında yer almıştır. Aynı yıl Süleyman Askeri ve yörenin ileri gelenleri ile beraber Batı Trakya'da ilk Türk Cumhuriyetinin kurulmasına katkıda bulunmuştur.
1. Dünya savaşının çıkmasıyla birlikte 1914-1915 yılları arasında Teşkilat-ı Mahsusa'nın Arap Yarımadasından sorumlu başkanı olarak görev yapmış, Süleyman Askeri Bey'in ölümünü takiben Teşkilat-ı Mahsusa başkanı olmuştur (1915-1918).
1. Dünya Savaşı sırasında İngilizler'e karşı girişilen Süveyş Kanal Harekatı'nda (1916) öncü birliklere komutanlık etmiş, Hayber'de Faysal'ın (sonradan Irak Kralı olacaktır) 20 bin kişilik birliğine karşı 40 kişilik Teşkilat-ı Mahsusa birliği ile beş saatten fazla savaştıktan sonra yaralı olarak ele geçirilmiştir (1918).
Yakalandıktan sonra Lawrence'a şöyle dediği iddia edilmektedir: - "Lawrence, kazandığını sanıyorsun. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi. Hükümetinin başına öyle musibetler salacağım ki, 2 asır uğraşsanız bitiremeyeceksiniz." Kuşçubaşı'nın bu sözünün arkasında Teşkilat-ı Mahsusa'nın
IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) yapılanmasını örgütlemiş ve desteklemiş olmasına inanılmaktadır.
Bir savaş gemisi ve bir denizaltı eşliğinde
Malta'ya sürgüne gönderilmiş, sürgünlüğü sırasında Arabistan'daki macerasını, yakalanışının ve sürgün hayatının ayrıntılarını anlatan bir eser yazmıştır.
İngilizlerle imzalanan esir değiş-tokuş anlaşması gereği serbest bırakılmış, deniz yoluyla Anadolu'ya dönmüştür. Malta dönüşü hemen milli mücadeleye katılmış, kendi yetiştirdiği Çerkes Ethem'in kuvvetlerinde yer almıştır (1920).
Çerkes Ethem'in isyanı üzerine kendisi de 150'likler listesinde yer almış ve vatana girişi 1936 yılına kadar yasaklanmıştır.
1955'te yurda dönene kadar birçok Arap ülkesinde ikamet etmiş olup bu zaman içerisinde herhangi bir istihbarat faaliyetine katılmamış olduğu tahmin edilmektedir. 1955-1964 yılları arasında
Türkiye'de bulunmuş ve beraber savaştığı silah arkadaşlarının mezarlarını dolaşmıştır.

KUŞÇUBAŞI EŞREF' TEN BİR KAÇ CÜMLE....

"siz bana imkan verin, ben seçkin kıtalarımla yine akınlar yapayım. düşmanı debeyelim. edirne'yi kurtarmak ümidi ciddi olarak bir belirirse, bütün memleket ayağa kalkar, mucizeler birbirini kovalar. eğer ben muvaffak olamazsam, gayri mesul bir adamım. çeteler umumi kumandanıyım. hükümet ilzam etmem. beni kovar, hapseder hatta asarsiniz. zaten böyle aciz yaşamak yerine ."

"..Durmadan çalıştım...Bu işe gönül vermiştim, mantık ne derse desin..hiç bir zaman filozof yahut siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça çıkığı, birkaç madalyon ve memleket için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında, hiç bir şey elde etmedim.Ben bir Osmanlı' ydım.Türkçe konuşan bir Osmanlı.Dağıstan hayali kuran bir Çerkes milliyetçisi veya bir Arap yahut Rum değildim.İçimizde kimsenin kaybedecek birşeyi yoktu.Davamızın haklı olduğuna ve çalışmalarımızın mühim olduğuna inanmıştık.Sonunda kazanamayacak oluşumuzu gözardı etmeye meyyaldik.Hiç değilse harbin sonunda, etrafımızdaki dünya çokmeden ufak tefek birkaç zafer daha kazanabilirdik...."(Yazılar ve araştırma bana ait değildir).

YASAMA,YÜRÜTME,YARGI

1297

Türkiye yargı muhtırası ile birlikte kutuplaşmada tavan yapmış durumda.İktidarın ben bilirim ben yaparım politikası; halk bana oy verdi istediğimi değiştiririm, istediğim yasayı kaldırırım; şeklinde yönetimi , isteklerinin hiç bitmemesi ve kavga halinde olması  yargıyı  çileden çıkardı.İçimizdeki sorunla devletimiz gün geçtikçe daha çok baskı altına alınıyor ve daha çok yıpranıyor.Yasama ,Yürütme ,Yargı  güçlerin ayrılığı ilkesine dayanan demokrasi rejimlerindeki temel erklerdir ve işlevini yitirmek üzeredir.Umarım bir çözüm bulunur, yoksa bu kutuplaşma ve kavga devletimizin dışa karşı daha çok taviz vermesine neden olcaktır.Sözlerimi bitirirken Monteskiyö’nun (Montesquieu) Yasaların Ruhu adlı önemli çalışmasından… “Yasama gücü sınırlıdır; çünkü, kendi koyduğu kuralları uygulama yetkisi yoktur. Yürütme gücü de sınırlıdır; çünkü, yasamanın koyduğu kuralları yürütmektedir. Yargı da sınırlıdır; çünkü, hakimler kanunların sözlerini telaffuz eden birer ağızdan başka bir şey değildirler. Bu üç kuvvet kendi görevlerinin dışına çıkarlarsa, yani yasama kendi koyduğu kuralları yürütürse, yürütme ise yürüttüğü kuralları kendi koyarsa, yargı ise “kanun koyucunun ağzı” olmakla yetinmeyip kendisi yorum yoluyla yeni kurallar koymaya kalkarsa, o sistemde özgürlükler ortadan kalkar…”

RUSYA’yı Görebilmek

500 yıllık komşumuz olan Rusya’da olup bitenden ne kadar haberdarız .Rusya denilince ilk akla gelenler Deli Petro, 2.Katerina, Lenin, Stalin....... Ama son yıllarda bir isim ön plana çıkıyor: Vladimir Putin. Kalkınmakta olan ve önümüzdeki yıllarda dünyada tekrar söz sahibi bir Rusya gelmektedir.Rusya’ya baktığımızda soğuk savaş sonrası ile Putin sonrası büyük farklar görürüz. Araştırmalara göre rus ekonomisi yaklaşık olarak 8 defa güçlendirilmiştir.Rusya’nın makro ekonomik göstergeleri 3 defa artış göstermiş; milli gelir 250 milyar dolardan 600 milyar dolara yükselmiştir.IMF ve Avrupa Kalkınma Bankasından alınan yaklaşık 250 milyar dolar borcu geri verebilmiştir.Bu gelişmeler olurken olaya ABD tarafından bakarsak ABD soğuk savaş sonrası Ortadoğu politikasını başlatmıştı.Hatta 11 Eylül olayından sonra iyice Ortadoğu’ya yönlenen Amerika kendi politikasına göre Rusya’yı ihmal etti yada Rus kalkınmasını görmezden geldi.Rus halkının bu dönüm noktasında Putin ortaya çıktı. KGB Albay’lığından devlet başkanlığına kadar yükselen Putin,  döneminde birçok cumhuriyetin yada bölgenin başına asker kökenli politikacılar getirildi. İlginç olan bir diğer nokta Putin’nin rus milyarderlerle savaşıdır.Ülke içinde büyük güç oluşturan milyardelerin büyük darbe yemesidir.Darısı ülkemizin başına!!.Ülkenin bütünüyle değistiren herbir komşusuyla politikalarını iyi çizen gerçek bir çardır Putin.Yada rus halk yakıştırmasıyla  Demir Yumruk.Görevi 2008 de Dimitri Medveved’e bırakmıştır.Medveved de Putin gibi KGB kökenlidir.Burdan da Rusya’nın işi şansa bırakmadan devlet politikasına devam ettiğini görüyoruz.Rusya tam gaz devletçi milliyetçi çizgiyle ilerliyor.Önümüzdeki yıllarda kimbilir Ruslar soğuk savaşın rövanşına çıkmaya hazırlanıyordur.

utin_veda_20utin_veda_19utin_veda_12 

Siyasi Haftamıza bakış açısı

1207343440

Geçen hafta İngiltere kraliçesi ülkemizdeydi.Davranışlarıyla dinimize, kültürümüze olan saygısını gösterdi; sempatik fotoğraflarla ülkemize siyasi bir anı bıraktı.Tabi biryandan da eleştirilecek yanları vardı: savaş gemisinin gelmesi, İstanbul’da İngiltere başkonsolosluğu  dururken Gül’ü ingiliz savaş gemisine kabülü ve Türk karasularında olmasına rağmen Türk bayrağının asılmaması vs ....Benim konuyu asıl çekmek istediğim nokta İngiliz Parlamentosunda Leyla Zana’nın konuşmaları. Zana’nın açıklamalarını burda yazmaya gerek duymuyorum, sadece dikkat çekmek istediğim İngiltere'nin ülkemiz üzerindeki ikili oyunu.Bir hafta önce Kraliçe geliyor güzel,  hoş sonra bölücü desteği.Bu ingilizler tarihleri de siyasi oyunlarıda çok güzel ayarlıyor doğrusu tebrik etmek lazım.Herzamanki gibi  İngiltere yüz önce neyse şimdi de aynı olan İngiltere..