Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
03 Village Attack.mp3 - James Newton Howard

Abdullah Arıs

Abdullah Arıs'ın gündeme dair edebiyat, sosyoloji, tarih ve politikbilim yazıları...

Haziran 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Haziran 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Çılgın Türkler....

adsız 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası A Grubu'daki son maçında Türkiye, Çek Cumhuriyeti'ni 3-2 mağlup etti ve çeyrek finalde Hırvatistan'ın rakibi oldu.Ay-Yıldızlılar'a galibiyeti getiren goller 75. dakikada Arda Turan, 87 ve 92. dakikada Nihat Kahveci'den gelirken; Çekler'in gollerini 34. dakikada Koller ve 62. dakikada Plasil kaydetti.Dün imkansız diye bir şey olmadığına hep birlikte bir daha şahit olduk.İnanmanın, arzulamanın, zaferi istemenin ne olduğunu gösterdi Ay-Yıldızlı ekibimiz bize, Avrupa’ya.Kısacası her şeyin hüsrana doğru gittiği biranda gene Çılgın Türkler oluverdik 2112asdasdasdasd

Karalamamı yoksa gerçekler mi?...

231 Vakit’te önceki gün sür manşetten yayınlanan, “Ağlama Duvarı’nda bir bürokrat” başlıklı haber büyük yankı uyandırdı.Vakit, çok ilginç bir belgeye daha ulaştı.Belgeden, 24 Ağustos’ta Genelkurmay Başkanı olacak olan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 1882 yılında İngiliz Elçisi Sir Alfred Sandison tarafından kurulan “Büyük Kulüp” adlı derneğe üyelik başvurusunda bulunduğu ve başvurusunun kabul edildiği anlaşılıyor.Vakit gazetesinin bu haberleri karşısında şaşırmamak elde değil.Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un  YAŞ sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Başkomutanlığını geçecek.Buna yakın zamanda bu haberlerin çıkması, ilkin bu işin bir karalama kampanyası olabileceğini akla getiriyor ama genede bir açıklama bekleniyor  bu hassas konuda.Bu haberlerin zamanlama olarak ülkemize yeni bir gündem,yeni bir tartışma  meydana getirdiği gibi TSK’lerine halkın gözünde hain imajı yerlerştiriliyor.Olayın ülke üzerindeki etkisi budur.Belli kutuplardaki ağır taşlar, dahada netleştiriliyor,yerli yerine daha sağlam oturuyor.Tarafsız bakacak olursak  bu konuda yorum yapmanın  çok zor olduğunu düşünüyorum ama şunu da söylemek lazım bu ülkede yakın zamnada güven konusunda herkesten şüphe duymaya başlıyacağız.

HUMEYNI SEVENLER...

437

Fatih Altaylı’nın programına katılan iki türbanlı genç kız, "Atatürk’ü sevmiyoruz" demiş... Humeyni’yi seviyorum.

Atatürk’ü sevmiyorum.

Maraş’ta Fransız askerleri Nene Hatun’un başörtüsüne uzandı. Sütçü İmam ilk ateşi açtı, böylelikle Kurtuluş Savaşı başladı. O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanlar hep Müslüman... Atatürk olmasaydı, İngilizler olsaydı, haklarım daha geniş olacaktı." Vs …….
Bu anlayış kara cehaletten ibaret.Üniversite öğrencileri  ama eğitim onlara maalesef hiçbir şey verememiş.Bunun gibi türlü eleştiri yada hakarette bulunabilirizonlara.Ama bu dediklerim onların yorumuna göre, bu iki kızı düz mantıkla bir betimledir aslında.Perde arkasında bu iki kız  kimlerin sözcülüğünü yapıyor yada türbanlı kızlar işte böyledir mi demeğe çalışıyor?.Amaçları ne olursa olsun türbanlı kızlar, böle düşünür gibi bir imaj vermeye çalışıyorlar ve bunda da bir hayli başarılı oldular.Olayın bu noktası önemli yani psikolojik etkisi.Yoksa Atatürk’ü sevmiyorum hüsnüyü seviyorum bu kısım polemik kısmı olduğu için burada takılmamak lazım çünkü kimse kimseyi sevmekte zorlanamaz ki bu kurucumuz M.Kemal olsa bile.Tabikide onlara yeterli eğitimin  verilmemiş olması, Cumhuriyet ideolojisini kavrayamamaları üzücü ama yapacak bir şey yok, çünkü bu insanlar, şartlanmış insanlar.

NE KADAR OKUYORUZ!....

kitap_03032006_1

21.yüzyıldayız, teknoloji sayesinde herşeye ulaşmamız mümkün.En basit bir araştırma, bilgi edinme,güncel olayları takip etme vs ve sayamadıklarım için  elimizin altında internet var ama bu bizim okumama sebebimiz olmamalı.Çünkü okumak, insana çok farklı bir dünya katar.Mesela düzenli okumak, bireylere cümle kurarken farklı kelimeler kullanmasını veya doğru, etkileyici bir konuşma kazandırır.Kitap okumada, kimi zaman hayal kurdurur;kimi zaman bize güç,umut verir.Vakalara farklı açıdan bakabilmemizi sağlar.Tabi okumanın, bu saydıklarımın dışında daha çok faydası vardır.Ama okumanın faydalarından ziyade değinmek istediğim nokta, toplum olarak ne kadar okuyoruz veya ne kadar araştırma merakımız var.İnternette küçük bir araştırma yaptım ve ülkemizde okuma karnesinin oldukça zayıf olduğunu matematiksel olarak öğrenmiş oldum.

Yakın zamanda yayınlanan Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'na göre, okuma alışkanlığında Türkiye 173 ülke arasında 86'ncı sırada. Yılda sadece 23 milyon adet kitap basılan Türkiye’de kitap okuma oranı ise yüzde 4,5. Japonya'da ise bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde bir kişinin yıllık kitap harcaması ortalama 500 dolarken Türkiye'de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor. Bir yılda, Türkiye'de 6 bin 31 kitap, Brezilya'da 13 bin, Almanya'da 65 bin, Amerika'da 72 bin kitap yayımlanıyor. 75 milyon nüfuslu Türkiye'de kitaplar 2 bin 500 civarında bir tarjla basılırken bu rakam 7 milyon nüfuslu Azerbaycan'da 100 bin. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. Başka bir araştırmaya göre, Türkiye'de nüfusun yüzde 40'ının hayatı boyunca kütüphaneye gitmediği, yüzde 31'inin birkaç kez gittiği, kütüphaneye gidenlerin ise sadece yüzde 8'inin kitap okumak amacıyla gittiği kaydedildi.  Türkiye’de okuma ve izleme oranlarına toplamda bakıldığında ürkütücü tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu rakamlara göre televizyon tahtından inecek gibi gözükmüyor. Dergi okuma oranı 4 ,Kitap okuma oranı 4,5 Gazete okuma oranı 22 ,Radyo dinleme oranı 25, Televizyon izleme oranı 94

İçler acısı bir durumdayız.Asıl üzücü olan, tevizyon izleme oranının, diğerlerine göre çok yüksek olması.Bu demektir ki hayatımız televizyonda geçiyor; herşeyi televizyondan alıyoruz. Diğer bir yandan okumama sorununa tekrardan bakarsak bu sorunun tümüyle bizim suçumuz olmadığını görürüz.Bikere eğitim sistemimiz okumaya araştırmaya dayalı değil.Ezberci yetiştiğimiz için pek fazla araştırma,öğrenme merakımız olmuyor.Hal böyle olunca okuma oranının yüksek olmasınıda bekleyemeyiz.Çözüm olarak ilk önce eğitimde sevdirmek lazım okumayı.Çünkü küçük yaşta bu heyecan verilmesse ileride zor olacağını düşünüyorum.Hatırladığım kadarıyla ilkokullarda, yarıyıl tatiline girince hocalar kitap verir peki yeterlimi tabikide değil.Bu gibi ödevlerin sürekli ve belli bir yaşa kadar olması gerekir.Eğitim sistemimizinde ezber kısmını yıktığımızda, bu sorunun kalkıcağına inanıyorum.Bir artı olarak da, bedava kitap dağıtımları veya kitap okuma reklamları da olursa fena olmaz.Birkaç yıl sonra okuyan araştıran bireyler yetişmeye başlar.

İlahi Star..

Meltem TV 'İlahi Star2 yarışması düzenleniyor.

'İlahilerin Yıldızı' ismi ile ekrana gelecek olan yarışmada, tasavvuf eserleri seslendirilecek. Vatan'ın haberine göre, İlahi Star yarışmasının jürisinde Amir Ateş, İsmail Coşar, Yahya Soyyiğit ve Galip Sokullu olacak. Yurtiçi ve yurt dışından binlerce yarışmacının ön elemeler için başvurduğu öğrenildi. İlahi Star’ın formatı Popstar ile aynı.(Haber)

Türban Kararı!..

 hijab02

Anayasa Mahkemesi türban değişikliğini iptal ederek yürürlüğü durdurdu. Anayasada yapılan değişiklik yok hükmünde sayıldı.(haber).Bana göre türban meselesi çözüme doğru gidiyordu.Çünkü türban öyle bir hale gelmiştiki, türbandan siyaset,türbandan oy alma, türbandan ayrımcılık vs yani direk siyasi malzeme haline gelmişti.Çözümlenmeye giderken bu iptal kararı türban konusunun, ülkemizde karışıklıkların devam etmesine ve istenildiği zaman gündemi meşgul etmesini sağlıcak bir koz haline gelecektir. 

Gelelim bu türban korkusunu, süratle aşılması gerekiyor.Türban serbest kalacak, laiklik gidecek yada eğitimde farklılık olacak söylemleri sığ bir bakış açısının ürünüdür.Gelişmeyi,çağdaşlaşmayı batı tarzı giyim veya yaşam felsefesi olarak anlayan bu sığ görüşlü insanlar, birçok insanın eğitim hakkını istila ediyor ve etmeye devam edecek. Asıl tehlikede olan ise hızla yaşanan yozlaşmadır.En önemli sorunumuz üniversitelerimizin eğitimidir ve üniversite gençliğinin yozlaşmalarıdır.En önemli sebepler bunlarken, türbanı tartışarak bizim sorunlarımızı, ağzımıza tıkmalarıda bu işin bir diğer noktasıdır.Sonuç olarak türban bu ülkeyi tehlikeye sokmaz asıl tehlikeye sokanlar üniversitelerde yozlaşmaya neden olan insanlardır; bence onlardan korkmamız lazım.Son söz olarak eklemek istiyorum: ne türban takarak cennetlik olunur; ne de takmayarak cehennemlik...

 

Milliyetçiliğe karşı el ele!

77 "Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De! !" grubu, İstanbul'da 7 Haziran Cumartesi günü "Dur De" adı altında bir forum düzenleyecek.
Konuyla ilgili yapılan açıklamada "Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De! grubu 301'e, darbelere, e-muhtıralara, y-muhtıralara, Ergenekonlara Dur De! demek için 7 Haziran Cumartesi günü herkesi tütün deposuna çağırıyor" denildi.
Ne güzel memleket bölücüsü,sahte solcusu,aydın geçineni el ele kampanyası.Muhtıralara darbelere ve ırkçılağa  hepimiz karşıyızda bu insanların milliyetçilikle ne alıp veremedikleri var sormak lazım.Neden bu kadar korkuyorlar bu milliyetçillikten.Devletleri ayakta tutan en önemli ilkelerden biride  milliyetçilik değil midir?Bence bu insanların ve arkasındaki sivil toplum örgütlerinin derdi barış,kardeşlik,haksızlık değildir;onların soruları bu ülkeyi dilde,düşüncede daha ne kadar çok bölebiliriz.Baksanıza yanyana kimler var burda:
Etyen Mahçupyan, Ferhat Kentel, Fethiye Çetin, Funda Ata, Hakan Tahmaz, Harun Tekin, Hilal Kaplan, Kadir Cangızbay, Kerem Kabadayı, Lale Mansur, Mehmet Ali Alabora, Metin Boran, Musa Çam, Mustafa Alabora, Osman Kavala, Ömer Madra, Pelin Batu, Ragıp İncesağır, Roni Margulies, Saruhan Oluç, Sebahat Tuncel ve daha niceleri..
Bu Çelişkili insanların çoğu, yıllardır en güzel yerlere gider,en güzel yerlerde kalır, en güzel hayatı yaşarlar, halkın içinde de kesinlikle değildirler ama kendi siyasi görüşlerini tatmin etmek için milliyetçileğe karşıdırlar.Böyle kritik zamanları fırsat bilen bu kişilerin, bu ülkeyi gerçekten sevdiğine,haksızlıklara karşı olduğuna inanabilir miyiz?
 

Mehmet Ali Birand ve Günün Yorumu

kanaldbirand

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), türbanla derse girdikleri için görevden alınan iki Türk öğretmenin açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, Danıştay'da görülen davada usul hatası olduğuna hükmetti.Dün KanalD’i  izlerken Mehmet Ali Birand’ın  günün yorumunda, AİHM’ni baya abarttı.Türban konusunda  AİHM’nın kararı  bağlayıcıdır diyen Birand, sözlerine bitirirken de AİHM son sözü söyler dedi.Yani  Türk Hukuk’u  kendini daha fazla yormasın AİHM’ ye kayıtsız şartsız bağlıyız, boşuna birbirimize düşmeyelim demek istedi;  galiba söyledikleri Bu ülkeyi,  Avrupa karşısında küçük görmesinden kaynaklanıyor..

HASAN Cemal .....

9122007223335 1099476SmallPicture

Milliyet yazarı Hasan Cemal, iktidara nasıl yaranacağını şaşırmış.Yazısından kesitler sunmak istiyorum.   Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili sorunlar var mı?  Yok diyebilir misiniz?
Eğer yok diyorsanız, başörtüsü ya da türban sorunu ne olacak?
Bundan dolayı yıllardır üniversiteye giremeyen kız öğrencilerin bu sorunun bir parçası olmadığını öne sürebilir misiniz? Cemaat ve tarikatlar açısından sorunsuz bir Türkiye’de yaşadığımızı iddia edebilir misiniz?
Cemaat ve tarikatlar bin yıldır bu toprakların bir gerçeği iken onları yok saymak, yer altına itmek, bu ülkede din özgürlüğü, vicdan özgürlüğü alanlarında sorun yaratmıyor mu?
Cemaat ve tarikatları yok saymakla, tekke ve zaviyeleri kapatmış olmakla, özellikle sosyolojik bakımdan hiçbir şeyin yok olup gitmediği, devletle yaşanan sürtüşmelerin din ve vicdan özgürlüğü alanında sorunlara yol açtığı bilinmiyor mu? Bütün bu sorunlar bastırıldığı için, bütün bu sorunlar ve çözüm yolları serbestçe tartıştırılmadığı için, tabular ve yasaklarla özgür tartışma ortamı bir ‘kışla düzeni’nde cendereye alındığı için, toplumun kreması sayılanlar fena halde cahil bırakıldığı için, dini özgürlüklerle ilgili sorunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri başımızdan eksik olmamıştır.
İşte bu nedenlerle, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda bir soruyu yanıtlarken, “Türkiye’de Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor” demesine bu denli tepki göstermek yanlıştır, ölçüyü kaçırmaktır.
Dediklerinin doğruluğu olmakla birlikte, iktidar yancılığını da net bir şekilde görebiliyoruz.Sorunlardan yola çıkarak ne yapmış etmiş Babacan’ı haklı çıkarmış Hasan Cemal.Bu kadar haklı tepkilere rağmen hala Babacan’ı savunmak, bu Devlet’e yapılan en büyük haksızlıktır.Bu ülkenin sorunlarını gene bu ülkenin gençleri, yöneticileri, bürokratları çözecektir bu yüzden gidip Avrupa’da sitem etmek doğru bir davranış değildir bana göre.Gelelim Hasan Cemal’in sözlerine bu ülkede tekke ve zaviyeler kapatılmış olabilir ama bin yıllık mücadeleleri devam etmektedir merak etmesin.Günümüzde hala tarikatlar var; ve bunlar arasında saygılı duyulanı olmakla birlikte; saygı duyulmayan bu ülkeye zarar getirenler de var.Tarikatlar işlevini yitirmiş durumda değildir, zaten devlet de böyle bir şey olmasını istemez.Ama gönül isterdi ki, ılımlı İslam uydurması yapan sahtekarlar değil de , ezilen Müslüman kardeşlerimizin yanında olan İslamiyet’i kendi gücüyle yaymaya çalışan, okyanus ötesinden para akışı sağlamayan,dini siyasi malzeme yapmayan, İsrail’den ödüller almayan gönül dostlarımızın olmasını, bu dostlarımızın daha ön planda durmasını ve bu ülkede gerçek İslamiyet’i göstermelerini isterdim..

HAYATIMIZ ÖSS

632

Öss’ye sayılı günler kaldı.Öğrecilerin üzrerinde kuşkusuz bir korku,karamsarlık var.Yıllardır devam eden eziyet hala sürüyor.Öğrenci tarihçesi şöyle gelişiyor:İlkokulda ezilmeye başlanır; ortaokulda  dershane illeti ve lise hayatı dönüm noktası, bir sene nefes alan öğrencileri tekrar maraton yani tekrar dershane.

Burda düz mantıkta şunu görüyoruz:acaba okul öss sınavı için yeterlimi tabikide hayır.Ee dershaneye gidecek parayı bulmak zorunda mı bu öğrenciler evet.Öğrenciler küçük yaşta ezildikleri gibi ilerleyen eğitim yıllarında eşitsizlikle karşılaşmaya mecbur kalıyorlar.İste güzelim eğitim sistemimiz:Bilgi, zeka beceri, değilde ezbere, dershanelere, özel öğretmenlere, etüt merkezlerine  dayanan eğitim sistemimiz.Ve daha sayamadığımız sebeplerle birlikte, böyle bir sistemden dolu bir nesil beklenmez heralde, dolu olanların bazıları yırtıyor, diğerlerini yıldırıyoruz, hepimize geçmiş olsun….