21.yüzyıldayız, teknoloji sayesinde herşeye ulaşmamız mümkün.En basit bir araştırma, bilgi edinme,güncel olayları takip etme vs ve sayamadıklarım için elimizin altında internet var ama bu bizim okumama sebebimiz olmamalı.Çünkü okumak, insana çok farklı bir dünya katar.Mesela düzenli okumak, bireylere cümle kurarken farklı kelimeler kullanmasını veya doğru, etkileyici bir konuşma kazandırır.Kitap okumada, kimi zaman hayal kurdurur;kimi zaman bize güç,umut verir.Vakalara farklı açıdan bakabilmemizi sağlar.Tabi okumanın, bu saydıklarımın dışında daha çok faydası vardır.Ama okumanın faydalarından ziyade değinmek istediğim nokta, toplum olarak ne kadar okuyoruz veya ne kadar araştırma merakımız var.İnternette küçük bir araştırma yaptım ve ülkemizde okuma karnesinin oldukça zayıf olduğunu matematiksel olarak öğrenmiş oldum.
Yakın zamanda yayınlanan Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'na göre, okuma alışkanlığında Türkiye 173 ülke arasında 86'ncı sırada. Yılda sadece 23 milyon adet kitap basılan Türkiye’de kitap okuma oranı ise yüzde 4,5. Japonya'da ise bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde bir kişinin yıllık kitap harcaması ortalama 500 dolarken Türkiye'de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor. Bir yılda, Türkiye'de 6 bin 31 kitap, Brezilya'da 13 bin, Almanya'da 65 bin, Amerika'da 72 bin kitap yayımlanıyor. 75 milyon nüfuslu Türkiye'de kitaplar 2 bin 500 civarında bir tarjla basılırken bu rakam 7 milyon nüfuslu Azerbaycan'da 100 bin. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. Başka bir araştırmaya göre, Türkiye'de nüfusun yüzde 40'ının hayatı boyunca kütüphaneye gitmediği, yüzde 31'inin birkaç kez gittiği, kütüphaneye gidenlerin ise sadece yüzde 8'inin kitap okumak amacıyla gittiği kaydedildi. Türkiye’de okuma ve izleme oranlarına toplamda bakıldığında ürkütücü tablo ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu rakamlara göre televizyon tahtından inecek gibi gözükmüyor. Dergi okuma oranı 4 ,Kitap okuma oranı 4,5 Gazete okuma oranı 22 ,Radyo dinleme oranı 25, Televizyon izleme oranı 94
İçler acısı bir durumdayız.Asıl üzücü olan, tevizyon izleme oranının, diğerlerine göre çok yüksek olması.Bu demektir ki hayatımız televizyonda geçiyor; herşeyi televizyondan alıyoruz. Diğer bir yandan okumama sorununa tekrardan bakarsak bu sorunun tümüyle bizim suçumuz olmadığını görürüz.Bikere eğitim sistemimiz okumaya araştırmaya dayalı değil.Ezberci yetiştiğimiz için pek fazla araştırma,öğrenme merakımız olmuyor.Hal böyle olunca okuma oranının yüksek olmasınıda bekleyemeyiz.Çözüm olarak ilk önce eğitimde sevdirmek lazım okumayı.Çünkü küçük yaşta bu heyecan verilmesse ileride zor olacağını düşünüyorum.Hatırladığım kadarıyla ilkokullarda, yarıyıl tatiline girince hocalar kitap verir peki yeterlimi tabikide değil.Bu gibi ödevlerin sürekli ve belli bir yaşa kadar olması gerekir.Eğitim sistemimizinde ezber kısmını yıktığımızda, bu sorunun kalkıcağına inanıyorum.Bir artı olarak da, bedava kitap dağıtımları veya kitap okuma reklamları da olursa fena olmaz.Birkaç yıl sonra okuyan araştıran bireyler yetişmeye başlar.