Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
03 Village Attack.mp3 - James Newton Howard

Abdullah Arıs

Abdullah Arıs'ın gündeme dair edebiyat, sosyoloji, tarih ve politikbilim yazıları...

3 tane "iktidar" etiketli yazı bulundu "iktidar" tagli diger ogeler resimler , videolar

HASAN Cemal .....

9122007223335 1099476SmallPicture

Milliyet yazarı Hasan Cemal, iktidara nasıl yaranacağını şaşırmış.Yazısından kesitler sunmak istiyorum.   Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili sorunlar var mı?  Yok diyebilir misiniz?
Eğer yok diyorsanız, başörtüsü ya da türban sorunu ne olacak?
Bundan dolayı yıllardır üniversiteye giremeyen kız öğrencilerin bu sorunun bir parçası olmadığını öne sürebilir misiniz? Cemaat ve tarikatlar açısından sorunsuz bir Türkiye’de yaşadığımızı iddia edebilir misiniz?
Cemaat ve tarikatlar bin yıldır bu toprakların bir gerçeği iken onları yok saymak, yer altına itmek, bu ülkede din özgürlüğü, vicdan özgürlüğü alanlarında sorun yaratmıyor mu?
Cemaat ve tarikatları yok saymakla, tekke ve zaviyeleri kapatmış olmakla, özellikle sosyolojik bakımdan hiçbir şeyin yok olup gitmediği, devletle yaşanan sürtüşmelerin din ve vicdan özgürlüğü alanında sorunlara yol açtığı bilinmiyor mu? Bütün bu sorunlar bastırıldığı için, bütün bu sorunlar ve çözüm yolları serbestçe tartıştırılmadığı için, tabular ve yasaklarla özgür tartışma ortamı bir ‘kışla düzeni’nde cendereye alındığı için, toplumun kreması sayılanlar fena halde cahil bırakıldığı için, dini özgürlüklerle ilgili sorunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri başımızdan eksik olmamıştır.
İşte bu nedenlerle, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda bir soruyu yanıtlarken, “Türkiye’de Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor” demesine bu denli tepki göstermek yanlıştır, ölçüyü kaçırmaktır.
Dediklerinin doğruluğu olmakla birlikte, iktidar yancılığını da net bir şekilde görebiliyoruz.Sorunlardan yola çıkarak ne yapmış etmiş Babacan’ı haklı çıkarmış Hasan Cemal.Bu kadar haklı tepkilere rağmen hala Babacan’ı savunmak, bu Devlet’e yapılan en büyük haksızlıktır.Bu ülkenin sorunlarını gene bu ülkenin gençleri, yöneticileri, bürokratları çözecektir bu yüzden gidip Avrupa’da sitem etmek doğru bir davranış değildir bana göre.Gelelim Hasan Cemal’in sözlerine bu ülkede tekke ve zaviyeler kapatılmış olabilir ama bin yıllık mücadeleleri devam etmektedir merak etmesin.Günümüzde hala tarikatlar var; ve bunlar arasında saygılı duyulanı olmakla birlikte; saygı duyulmayan bu ülkeye zarar getirenler de var.Tarikatlar işlevini yitirmiş durumda değildir, zaten devlet de böyle bir şey olmasını istemez.Ama gönül isterdi ki, ılımlı İslam uydurması yapan sahtekarlar değil de , ezilen Müslüman kardeşlerimizin yanında olan İslamiyet’i kendi gücüyle yaymaya çalışan, okyanus ötesinden para akışı sağlamayan,dini siyasi malzeme yapmayan, İsrail’den ödüller almayan gönül dostlarımızın olmasını, bu dostlarımızın daha ön planda durmasını ve bu ülkede gerçek İslamiyet’i göstermelerini isterdim..

YASAMA,YÜRÜTME,YARGI

1297

Türkiye yargı muhtırası ile birlikte kutuplaşmada tavan yapmış durumda.İktidarın ben bilirim ben yaparım politikası; halk bana oy verdi istediğimi değiştiririm, istediğim yasayı kaldırırım; şeklinde yönetimi , isteklerinin hiç bitmemesi ve kavga halinde olması  yargıyı  çileden çıkardı.İçimizdeki sorunla devletimiz gün geçtikçe daha çok baskı altına alınıyor ve daha çok yıpranıyor.Yasama ,Yürütme ,Yargı  güçlerin ayrılığı ilkesine dayanan demokrasi rejimlerindeki temel erklerdir ve işlevini yitirmek üzeredir.Umarım bir çözüm bulunur, yoksa bu kutuplaşma ve kavga devletimizin dışa karşı daha çok taviz vermesine neden olcaktır.Sözlerimi bitirirken Monteskiyö’nun (Montesquieu) Yasaların Ruhu adlı önemli çalışmasından… “Yasama gücü sınırlıdır; çünkü, kendi koyduğu kuralları uygulama yetkisi yoktur. Yürütme gücü de sınırlıdır; çünkü, yasamanın koyduğu kuralları yürütmektedir. Yargı da sınırlıdır; çünkü, hakimler kanunların sözlerini telaffuz eden birer ağızdan başka bir şey değildirler. Bu üç kuvvet kendi görevlerinin dışına çıkarlarsa, yani yasama kendi koyduğu kuralları yürütürse, yürütme ise yürüttüğü kuralları kendi koyarsa, yargı ise “kanun koyucunun ağzı” olmakla yetinmeyip kendisi yorum yoluyla yeni kurallar koymaya kalkarsa, o sistemde özgürlükler ortadan kalkar…”

Özgür MEDYAMIZ

265

 atv logosabahkanalturklogo
kanal7   bugun_gazetesi 

SAMANYOLU

Bir toplumun kalkınabilmesi gelişebilmesinin en güzel yolu, toplumda farklı seslerin çıkmasıdır.Farklı düşüncelerin bir araya gelmesi yada görüşlerin birbirlerine saygılı bir şekilde dile getirilmesidir.Günümüz iktidarı maşallah medyada sınır tanımıyor.İktidarı seversen varsın muhalifsen yoksun bu ülkede.İktidar demokrasi ilkelerinin kendine tanıdığı özgürlük ortamında medya özgürlüğünü kısıtladığı gibi satında almaya başladı.

 

Gazetelerde dün, Akşam gazetesi, Sky Türk ve Show TV gibi yayın organlarının sahibi Mehmet Emin Karamehmet’e 500 milyon dolar ceza yazıldığı bildiriliyordu. Ayrıca Show TV’in yüzde 17 hissesine el konulmuştu. Cumhuriyet, Kanaltürk, Ulusal Kanal gibi organlara karşı yürütülen savaşım da malum.
Medyanın yarıdan fazlası AKP yandaşı sermayenin elindedir. Ancak iktidar anlaşılan bunu yeterli bulmuyor. İçinde muhalif seslere de yer veren özgür medyayı AKP medyası haline getirmek, sektörün yüzde yüzünü ele geçirmek için baskı yollarını pervasızca kullanıyor. Demokrasi adına karanlık bir gidişe tanık oluyoruz
...Melih Aşık

 Gerçektende güzel yazmış Melih Aşık medyanın nasıl sıkıştırıldığını nasıl şerefleriyle oynandığını belirtmek istemiş.Tek başına iktidar, tek görüşlü medya tek tek gidicek ne güzel Türkiye.