YASAMA,YÜRÜTME,YARGI
Türkiye yargı muhtırası ile birlikte kutuplaşmada tavan yapmış durumda.İktidarın ben bilirim ben yaparım politikası; halk bana oy verdi istediğimi değiştiririm, istediğim yasayı kaldırırım; şeklinde yönetimi , isteklerinin hiç bitmemesi ve kavga halinde olması yargıyı çileden çıkardı.İçimizdeki sorunla devletimiz gün geçtikçe daha çok baskı altına alınıyor ve daha çok yıpranıyor.Yasama ,Yürütme ,Yargı güçlerin ayrılığı ilkesine dayanan demokrasi rejimlerindeki temel erklerdir ve işlevini yitirmek üzeredir.Umarım bir çözüm bulunur, yoksa bu kutuplaşma ve kavga devletimizin dışa karşı daha çok taviz vermesine neden olcaktır.Sözlerimi bitirirken Monteskiyö’nun (Montesquieu) Yasaların Ruhu adlı önemli çalışmasından… “Yasama gücü sınırlıdır; çünkü, kendi koyduğu kuralları uygulama yetkisi yoktur. Yürütme gücü de sınırlıdır; çünkü, yasamanın koyduğu kuralları yürütmektedir. Yargı da sınırlıdır; çünkü, hakimler kanunların sözlerini telaffuz eden birer ağızdan başka bir şey değildirler. Bu üç kuvvet kendi görevlerinin dışına çıkarlarsa, yani yasama kendi koyduğu kuralları yürütürse, yürütme ise yürüttüğü kuralları kendi koyarsa, yargı ise “kanun koyucunun ağzı” olmakla yetinmeyip kendisi yorum yoluyla yeni kurallar koymaya kalkarsa, o sistemde özgürlükler ortadan kalkar…”

